Efendim Blog'uma hoş geldiniz. Sefalar getirdiniz! Doya doya dolaşın :D

Bengü: Biri Aşk İçin Biri Huzur


Bengü, Serdar Ortaç ile yaptığı ilk albümünden sonra ivmesini hiç kaybetmeden İki Melek isimli albümü ile piyasada gözünü zirveye dikti. Hani uzun soluklu şarkılar olur ya, Bengü bu işte harbiden 1 numara. Şarkıları o kadar güzel ve anlamlı ki;
omuzumdaki iki melekten, biri aşk için biri huzur...



Bengü - İki Melek Şarkı Sözü
Etiket olmasın bu ara yalnız gez
Korkun olmasın dayanırım son kez
Özrü olmayan yaralı aşklara
Dağılasım çok var...

İpini çek bırak raconu kendin kes
Geçti son durak bu ara gergin gez
El utandıran o deli aşklara
Özenesim çok var...

Ve ben onu unutacağım
Gece gibi onan uzağım
Yüreğimi yola getiren
Emelime ulaşacağım...

Atalım bütün acıyı kalpten
Şüphen olmasın deli yürekten
Omuzundaki iki melekten
Biri aşk için biri huzur

Bir düşün beni yarı yüreksiz
Dolunay gibi tam hareketsiz
Hedef olmadan aşkta emeksiz
Biri kül dolu biri çamur...

Resim Kaynağı

GRAND THEFT AUTO (GTA) IV


Bir önceki oyun GTA San Andreas, serinin en başarılı yapımıydı. GTA IV ile çıta biraz daha yukarı çıkarılmış. Mesela köprüden geçerken para ödüyor, metro ile yolculuk yapıyor ve cep telefonu ile fotoğraf çekebiliyorsunuz.


Yine bahsetmek gerekirse helikopter, yat ve motor kullanılabiliyor. Fakat bisiklet unutulmuş.


Oyun müzikleri her zaman ki gibi harika. Buradan açılış müziğini dinleyebilirsiniz.



Eğer oyundan canınız sıkılırsa istemediğiniz kadar aktivite var. Dart, bowling, bilardo, tiyatro, araba yıkama hiç olmadı bir dükkana girip orada kutu oyunları oynayabilirsiniz.


GTA IV'den harika görüntüler bu videoda...



Lise Hayatı'da Bitti :D

Seneler çabuk geçiyormuş. Aslında lise hayatını gözümde ne kadar büyütmüşüm. Daha liseye başladığım ilk günü hatırlıyorum. O zaman tabi ki hiçbir derdimiz yoktu. ÖSS mi, o da ne diyordum! Gariptir, dün yusuf yusuf amca ile tanışmadım. Hadi az görüştüm diyelim. Sakin olmak gerçekten bana büyük bir artı özellik kattı.

Tersten işleme sokarsak, heyecanlı olan bir çok kişi de gördüm. Hatta radyo ve televizyonlarda yok sınav olacak yerde dua okuyun yok bir gün önce orada deneme çözün ya da orada biraz şekerleme yapın belki soruları rüyanızda görürsünüz gibi bu dönemde geçekten gülünç olan şeyler duydum.

Aslında olaya sadece mantık çerçevesinden bakılsa ÖSS'nin büyüteçle bir karıncaya bakmaya eşdeğer olduğu görülecek. Birçok kişi dershanelerde sayısızca deneme oluyor. Denemeler istediğiniz gibi gelmese de sonuçta küçük de olsa bir şey öğrenirsiniz.

Anlam veremediğim bir diğer şey de turlama taktiği ve önce sözel sonra sayısal methodudur.


Önce turlama taktiği nedir diye başlayayım. Onlara göre, bildiklerini hemen bitirip sonra yeniden yapamadıklarına bakmak oldukça kolay. Ama ÖSS'de böyle bir yöntem uygulamanın gerçekten büyük sabır gerektirdiği kanaatindeyim.

Mesela MAT 1'den on soru çözemeyip boş bıraktın sonra dönerim dedin. Ya diğer bölümlerde inat edip fazla vakit harcarsan...

Bir ikincisi de önce sözellerle kafanı şişer sonra Matematik'i Fen'i bal gibi yaparsın taktiği.

Valla bana sorarsanız bunlar koca bir palavra!!!

Ben öncelikle Türkçe'den başladım ama cevap kağıdına sadece doğru cevabı küçük bir nokta koyarak belirledim. Tamamen karalamadım!

Sonra MAT 1, FEN 1, MAT 2, FEN 2 yaptım. 45 dakikadan fazla vardı. Sosyal'i çevirdim önce resmen paragraf sorusu olan felsefeleri yanıtladım. Sonra Coğrafya'ya baktım. En son Tarih'te gözüme kestirdiğim kısmen emin olduğum soruları yaptım.

Kaldı 25 dk. Türkçe'ye dönüp bütün paragraf sorularını cevap - soru şeklinde kısaca tersten düşündüm. 5 dk sürmedi cevap kağıdına cevap şıkkını işaretlemek.

Sonra dedim ki bana en çok puan getirecek olan matematik, o zaman MAT 1 ve MAT 2 boşlarıma yeniden bakmalıyım. Özellikle Geometri soruları çorap söküğü gibi geldi.

Olay bundan ibaret.

Recep (GTA) IVedik

Gameturks isimli oyun sitesi GTA IV için güzel bir yama yapmış. Recep İvedik, Liberty City'de kaybolmuş. Oradan oraya koşturuyor, arabaların üstüne çıkıyor ve yine Böhöhöhö diye gülüyor...





Kaynak

Otoban Cesedi

Bu hikayeye geçen sene başlamama rağmen şu an yayınlamayı daha doğru buldum. İnşallah beğenirsiniz.

Doktor Tim Underhill, Jason ve Jane Twells’i odasına çağırdı. Jason ve Jane o bilindik hastane kokusu olan koridorda doktoru takip edip yukarı çıktı. Zemin parlatma aracının kısık tonusu etrafta dalgalanıyordu. Temizlik görevlisine dikkat eden Jane sanki baktığı herkesi kendisi gibi üzgün hissediyordu. Doktor Tim, kapıyı açıp, Jane ve Jason’ı içeri buyur etti. “Lütfen oturun Bay ve Bayan Underhil.” dedi. Sonra da kapalı storları soğuk ortamı ısıtsın diye yukarı topladı. Şimdi oda daha aydınlık ve belirgin olmuştu. Jason’un alnındaki kırışıklıklar açık olarak görülebiliyordu. Fakat Doktor Tim, konuşmasını bitirdiğinde Jason’ın daha fazla gerileceğinin farkındaydı.

Doktor Tim “Üvey babanız” diye konuşmaya başladı. “Hafta sonundan beri yoğun bakında olan üvey babanız midesinin deşilmesiyle oluşan tahribattan kurtulamadı.” Jason “Pardon” diyerek Tim’in sesini bastırdı ve devam etti. “Peki, neden Doktor Tim, neden bir insana böyle şeytanca eziyet yapılır?” Tim gözlerini yere eğip biraz düşündükten sonra olaya açıklık getirdi.


“Üvey babanız, Golden Gate Köprüsü’nü geçtikten sonra, 1-2 km uzaklıktaki bir otobanın kenarında bulunmuştu. Üzerine gazete kâğıdı örtülmüş ve gazete uçmasın diye de deşilmiş midesine iyice sokulmuştu.” Jason, Tim’i dinlerken bunu nasıl bir insanın yaptığını hayal etmeye çalışıyordu. “Daha sonra” dedi Tim. “Sabah 6 sularında konserleri için yola çıkmış bir Rock grubu tarafından bulunmuş. Adamın nefes aldığını gören gruptan bir genç apar topar onu kaldırarak Waldorf-Astoria Hastanesi getirmiş. Jane mendiliyle gözyaşlarını sildi ve “Üzerinde bir gazete var demiştiniz” dedi. “Bu gazeteye bakabilir miyiz Doktor Tim?” Tim telefonu kaldırıp kulağına dayadı ve hızlıca bir yeri tuşladı. Çıkan görevliye “Mark Down’un üzerindeki gazeteyi hemen odama yollayın” dedi. Telefonu kulağından biraz uzaklaştırdı ve Jason ve Jane’e ne içersiniz diye sordu. Jane fark etmez anlamında kafasını sallayınca Jason’da ona katıldı. Doktor Tim “İki tane de Nescafe getirin lütfen” dedi.

Jason doktorun konuşmasından sıkılmış olacaktı ki kendisi konuşmaya başladı. “8 yaşımdayken babam dağa çıkıyordu. Fakat teleferik tellerinin kopması sonucu babamı kaybettim. O zamandan beri dağa çıkmayı ve kar yağmasını hiç sevmiyorum. 10 yaşıma geldiğimde Mark Amca’nın lokantasında bulaşıkları yıkamaya başladım. Mark Amca beni çok seviyordu. Öğlenleri ve akşamları bana yemek veriyordu. Her şeye rağmen bu sevginin karşılıksız olması beni şüphelendirse de hiç sormaya cesaret edememiştim. Mark Amca’nın hiç çocuğu yoktu. Beni kendi evladı gibi sevmişti. 20 yaşıma geldiğimde artık Mark Amca demiyordum. Ona sadece Mark dememi istiyordu… “

Sonra kapı çalındı ve içeriye beyaz üniformalı bir görevli girdi. Bir elinde, şeffaf poşetin içine koyulmuş gazete kâğıtları diğer elinde ise iki kırmızı bardak olan bir tepsi vardı. Görevli, Nescafeleri Jason ve Jane’e uzattı daha sonra gazete kâğıtlarını Tim’in masasına koydu. Doktor Tim, şeffaf poşetin ağzındaki şeridi açtı ve gazete kâğıtlarını incelemeye başladı. Kâğıtların ortasında büyük bir boşluk vardı. Önce Jason’a sonra Jane’e dönüt almak istermiş gibi baktı. Jane, keskin mide suyunun kokusunu almaya başlayınca midesi bulanmıştı. Ayağa kalkıp pencereyi açtı ve temiz havayı ciğerlerine çekti.

Ortası erimiş kâğıtları alan Jason, onları şeffaf poşete itti. Daha sonra Jane’e seslendi. Jason “Artık gitmeliyiz doktor bey…” dedi.

Asansör 3. Kattan -2’ye inmişti. Karanlık olan ortam aynı zamanda kıyamet çanlarının çalmasını bekleyen bir mahşer yeri gibiydi.

Devamı elbet bir gün gelecek...

RECEP İVEDİK 2 PARADOKSU


Recep İvedik 2'ye gidenlerin birçoğu eminim "Ekinler Baş Vermeden Kör Buzağı Topallamazmış!" deyişinin anlamını merak ediyorlardır. Peki nedir bu deyişin anlamı?